Güneş Sahilleri , Endülüs ve Flamenko

1 yıl önce Yazar: Kategori: İSPANYA GEZİ Etiket: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bu seferki gezi noktamız uzak sayılabilecek, Avrupa’nın gözde tatil mekanlarından Costa Del Sol (Güneş Sahilleri) ve Endülüs.

Uçak biletini ilk aldığımızda amacımız sadece Costa Del Sol’ün başkenti Malaga’ya gitmek ve özellikle Marbella bölgesinde güneşin tadını çıkarmaktı. Fakat daha sonra yine yerimizde duramıyor ve gezi lokasyonlarımıza Granada ve Sevilla’yı da ekliyoruz ve toplam 1000km yol yapıp tekrar başladığımız noktaya geliyoruz.

Malaga’da kiraladığımız araçla ilk noktamız Granada. Malaga havaalanından yaklaşık 1 saatlik mesafede. Yol ücretsiz, virajsız, gayet rahat. Çok küçük bir şehir olduğundan her yere yürüyerek gidebilirsiniz. Bu arada park şehrin merkezinde yollar çok dar olduğundan ve eski bir şehir olduğundan ciddi park problemi var. Bu yüzden araç kiralarsanız kalacağınız otele önceden bildirmenizde fayda var. Size bir yer ayarlıyorlar. Zaten şehri terk edene kadar bir daha araca pek ihtiyacınız olmuyor. Konum itibarıyla Bursa gibi hem kayak merkezine, hem denize yakın bir noktada Granada.

Öncelikle Granada’ya gittiğinizde olmazsa olmaz görmeniz gereken yer Alhambra (Elhambra) Sarayı. Elhambra Arapçada kırmızı anlamında. Bu isim sarayın yapımında kullanılan kerpiçten kaynaklanıyor. Nasri hanedanları tarafından yaptırılan sarayda Nasri hanedanının yaşadığı yer, Yahudiler tarafından hediye edilen ve aynı zamanda bir saat olan 12 aslanlı avlu görülmesi gereken yerler. Ayrıca Arapların Cennet-ül Arif (Bilgin Cenneti) dedikleri ve İspanyolların Generalife olarak çevirdikleri bahçeler gerçekten etkileyici. Yılın çeşitli dönemlerinde konserlerin olduğu Alhambra kısa bir süre öncesine kadar İspanya’nın en çok ziyaretçi çeken turistik mekanı. Eğer Alhambra’yı gezmek istiyorsanız biletinizi en az 15 gün öncesinden www.alhambratickets.com adresinden almanız gerekiyor. Genelde biletleri turizm firmaları kapatıyor ve rehber eşliğinde kişi başı 50€’dan sarayı gezebiliyorsunuz. Bileti alırken de sarayı sabah veya akşam hangi saatte gezmek istediğinizi önceden belirtmeniz gerekmekte. Yaklaşık 3 saatte gezilen sarayı biz ikinci gün sabaha bırakmıştık herhangi bir aksiliğe karşı.

Granada’nın tarihi çok eski olmasına rağmen kalabalık olmayan küçük bir şehir. Bu yüzden Granada’nın küçük, dar sokaklarında gezinti yapmak hoşunuza gidebilir. Bir çok hediyelik eşya mağazasından hatıra eşya alabilirsiniz. Özellikle Flamenko ile ilgili birçok seçenek mevcut.

Flamenko demişken klasik bir İspanyol gecesi geçirmek isterseniz Sacromonte  bölgesinde, Alhambra sarayının tam karşısında mağaralar içinde özel Flamenko mekanlarına gidebilirsiniz. Yaklaşık 1,5-2 saat süren şovlar size unutulmaz bir İspanyol eğlencesi sunuyor.

Zamanınız varsa Granada’dan sonra Cordoba’ya da uğrayıp hem 25,000 kişi kapasiteli cami, hem de bir kilise olan Mezquita’yı görebilirsiniz. Fakat biz direk Sevilla’ya yola koyulduk. Haritadan baktığınızda çok uzak gibi gözükse de yaklaşık 2 saatte Granada’dan Sevilla’ya varabilirsiniz.

Sevilla, sekiz vilayetten oluşan Endülüs bölgesinin başkenti. Yüzyıllarca halife, emir ve sultanlar tarafından yönetilen Endülüs Akdeniz ve Atlas okyanusu arasındaki konumuyla 3000 yıl boyunca İber yarımadasının ekonomik ve kültürel merkezi olmuş. 711 yılında Tarık Bin Ziyad ile Cebelitarık’ı geçen Araplar, geriye dönüşün önüne geçmek için tüm gemilerini yakarlar ve 1492 yılına kadar İber yarımadasında kalırlar.

Böyle bir tarihi olan bölgenin klasik İspanyol şehirlerine benzemediklerini tahmin etmek zor değil. Sevilla’da da merkeze yakın bir yerde kalıyorsanız aracınız için önceden önlem almalısınız. Günlük otopark ücreti Granada’da olduğu gibi burada da 15€ civarında.

Sevilla biraz daha gelişime açık olduğundan Granada kadar bakir değil. Amerika’nın keşif seferlerinden üçünün başlangıcı olan Sevilla, 700bin nüfuslu bir kültür merkezi. Şehir merkezine gittiğinizde Sevilla katedrali tüm görkemiyle sizi karşılıyor. 12. Yüzyılda cami olarak inşa edilen eser sonradan katedrale çevrilmiş. Depremde yıkıldıktan sonra 16. yüzyılda şimdiki halini almış. Bittiği dönemde Avrupa’nın en büyük gotik katedrali olmuş. İçinde Kolomb’un anıt mezarını görebilirsiniz. Ayrıca La Giralda dedikleri 98 metre yüksekliğindeki kuleye çıkıp bütün Sevilla’ya görebilirsiniz.

Sevilla katedralinin hemen yanında Alcazar, Plaza de Espana vaktiniz olursa görmek isteyebileceğiniz diğer yerler. Özellikle katedral çevresinde görebileceğiniz faytonlarla güze bir Sevilla turu yapabilirsiniz. Fayton konusunda ciddi pazarlıklar döndüğünü söylememe gerek yok herhalde.

Diğer İspanyol şehirlerinde olduğu gibi Sevilla’da da geç yenen yemekler ve tapas barlar bir klasik. Bir İspanyol klasiği Sangria veya limonlu biralarını her yerde bulabilirsiniz. Bizim kültürümüzle kıyasladığınızda İspanyollar bu konuda oldukça farklılar. Atasözlerimiz bile bizde “Bugünün işini yarına bırakma” ,  onların felsefesi ise “manana” ,  yani “Her şeyi yarına bırak” . Sevilla’da özellikle katedralin arkasında kalan Santa Cruz bölgesinde bu felsefeyi doyasıya hayata geçirenleri görebilirsiniz.

Eğer yanınızda çocuk varsa veya kendiniz roller coster ve benzeri eğlencelerden hoşlanıyorsanız “Isla Magica” parkına da gitmenizi öneririm. Parktan sırılsıklam çıkabilirsiniz.

Sevilla’dan çıktıktan sonra yeni hedefimiz Costa del sol (Güneş sahilleri). Yol üstünde ilk durak noktamız da küçük bir sahil kasabası olan Tarifa. Buraya kadar gelip Cebelitarık’ı görmemek olmaz. Okyanus kenarında bulunan Tarifa’ya vardığınızda içinize bir huzur dolacak ve güneşi burada batırmak isteyeceksiniz. Uçsuz bucaksız kumsallar, köpek gezdiren insanlar, Atlas okyanusunun dalgalarında dalga sörfü yapan gençler. Kesinlikle yolunuz düşerse görülmesi gereken bir yer. Küçük ve sevimli bir çarşısı var. Birçok tapas bar bulunmakta. Küçük ama temiz ve sevimli barları görünce keşke zamanımız olsa da burada da bir gece geçirseydik diye düşündük açıkçası. Hatta ilginizi çekerse Tarifa’dan Fas’ın Tangier limanına kalkan feribotlarla yarım saatte gidebilirsiniz. Fas’a vize de gerekmediğinden cazip bir seçenek olabilir Fas havası almak isteyenlere.

Bu arada Sevilla’dan Tarifa’ya gidiş yaklaşık 2 saat. Daha önceki güzergahların aksine bu yolda ücretli geçişler mevcut.

Tarifa’dan Marbella ise yaklaşık 1 saat. Burada kalacaksanız Marbella merkezi ve Puerto Banus arasında bir yerde kalmanızı tavsiye ederim. Marbella merkezinden marinanın bulunduğu Puerto Banus yaklaşık 5km. Gündüz istediğiniz sahilde Akdeniz’in tadını çıkarabilirsiniz. Normal plajlar dışında Puerto Banus’ta bizim beach tarzı plajlar da mevcut.

Akşam yemeği olarak yüksek ateşte bizim şişlerden büyüklerine saplanarak pişirilen balıklardan deneyebilirsiniz. Eğlence olarak hem Marbella, hem Puerto Banus oldukça renkli. Marbella’da sahil boyunca restoranlar boşaldıktan sonra gerek kapalı gerek açık birçok bar ve gece kulübü mevcut.

Puerto Banus ise Marbella ile kıyasladığımızdan daha farklı bir konsepte sahip. Gündüz marinanın lüks cafe ve mağazalarında sakince gezdiğiniz yerde akşamları çılgın bir gece hayatı var. Marinanın içinde teknelerin bulunduğu caddenin bir paraleli tamamen yıkılıyor. Türkiye ile kıyasladığınızda dikkat çeken bir başka husus ta sokakta neredeyse erkek olmaması. Biz gittiğimizde ağırlığını İngiliz turistlerin oluşturduğu mekanlarda sabaha kadar çılgın bir gece yaşayabilirsiniz.

Bunun yerine daha sakin ve farklı bir alternatif düşünürseniz çevredeki kumarhaneleri ziyaret edebilirsiniz. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, pasaportunuzu yanınıza almayı unutmayın.

Fırsatınız olursa Marbella’ya 1 saat mesafede yüksek bir tepede konumlanmış ve İspanya’nın en eski Boğa Arenasına sahip Ronda şehrini de görebilirsiniz.

Biz güzergah olarak Malaga’ya uçup, Granada, Sevilla, Tarifa ve Marbella bölgelerini gezip tekrar Malaga dönüşlü, yaklaşık 1000km yol yaptığımız bir güzergah çizdik. Dilerseniz Sevilla’ya İberia havayolları ile direk uçabilir, kendi özel planınızı da yapabilirsiniz.

oaksoylu

Yazar henüz profiline bilgi girişi yapmamış