Moda Meyhanesinde Hayatımız Olmuş Hikaye


0

Moda yolunda iki ayrı hikaye;

Birinci hikaye, ortaokul yıllarında Hasan adında tanıdığım şahsına münhasır bir çocuğun hikayesi.

Not : Tüm karakterler aynı zamanda aynı yoldadır . Tek far Ali, aynı taşın üzerinde çakmak satmaya devam etmektedir.

Çay bahçesinde tezgah kuran Pala, sizlere ömürdür.

Pastanenin şimdiki  yerinde ise, balkon özürlü bir bina bulunmaktadır. Kendileri,  Moda yolundaki en iddialı binadır.

İkinci hikaye ise ; aynı yolda, aynı düşünceye sahip bir meyhane hikayesidir. Umarım sonu Hasan’ın ki kadar karanlık olmaz.

İyi seyirler …

İyi bir  pastacının mutlak suretle olması gereken özelliklerden biri olan el ve parmak becerisine sahip tat ve koku duyumları gelişmiş biriydi Hasan. En büyük hayali babası gibi saygın olmaktı. Fırından yeni çıkan paskalya çöreği kokusu ile büyümüştü ve hayatında en  başarılı yapabildiği iş pastacılık idi.

Hayali ; mesleğini   özgün  bir şekilde  icra etmekti. Zaten ne kadar farklı olabilirdi ki bir pastacının oğlu. Hayatı 30 metrekare alanda ve şimdinin çok bilmiş diyetisyenlerinin düşman olduğu malzemeler  arasında geçmekteydi.

Ona göre jilet tabiri sadece pastaları için geçerli olmalıydı. Tamamlayıcısı kreması ile birlikte yakışıklı olmalıydı pastaları.

Mahalledeki tüm arkadaşları ehliyet alma uğruna koşarak  büyürken  Hasan kendi  dükkanının hayalindeydi . Babası ekolünden olacaktı ; Kibar ve saygın.

Arkadaşları arabalarını parlatırken, rahmetliden kalan tek şey olan ve mihrabı yerinde duran pastalarının sığınağı  reyonunu parlatacak idi . Baba mesleğini devam ettirmek için farklı ve seçkin olmanın farkındaydı , yaşıtlarına göre olgun durmalıydı.

Hasan sekizinde  gördü , on sekizinde uykusunda hayal etti  ,yirmi altısında  ise  hayalini  gerçekleştirdi.

Peralı hanımların , Atilla İlhan ve Cemal Süreyya gibi sanatçıların hasretle gittikleri yerde babasının  yıllarca çalışmasından mıdır, yoksa ilk İtalyan kahvesini  likörlü çikolata  ile birlikte o sihirli mekanda  tatmasından mıdır bilinmez; ama Moda yolu üzerinde sanatını ifşa ettiği dükkanında tüm ahalinin uğrak yeri olmayı başarmıştı.

Moda da o tarihlerde Ermeni  ve Rum nüfusu  azımsanmayacak  düzeylerdeydi  . Lezzete  önem veren  bu hanımlar için tüm özelliklere sahipti Hasan’ın pastanesi. Girişi dar , ufacık cumbası olan çok şirin bir dükkandı . Ahşap ağırlıklı oluşu küçüklüğünden kalma dünyası içindi. Profiterol un  kesik kaşıkla ikram edilmesi kadar birbirine tamamlıyordu reyonunun arkasındaki  görkemli  gümüş aynası .

Sade ve özgündü kendisi  gibi.

Dükkanı temizdi  , konuşurken gözünün içine bakan ender insanlardandı ve yaptığı işte de çok başarılıydı.

Modalı Hanımlar , çocuklarını alma görevinden sonra çoğu zaman Hasan’ın pastanesinde  buluşur , çocukları ile birlikte kendilerini  ödüllendirirdi.

Hanımların en büyük zevk-i sefası idi  bu şirin dükkanda buluşmak .

Hasan tüm öğleden sonraları hanımların sohbetlerine kulak misafiri olur , öğrenilmesi en zor dillerin başında olan dili anlamaya çalışır, sabit rutin kelimelerde ise  samimiyeti ile kafa sallardı. Bugün günümüzde öğrenilmesi için çuvalla para harcanan kendini  birilerinin yerine koyma sanatının ilk temsilcilerindendi  kendisi.

Hasan’ın hayatı bu şahsına münhasır hanımlarla sınırlı değildi. Hasan’ın hayatındaki tek far Ali ve pala Kamil’i kim unutabilirdi ki..

Konusuna  ayrıntılı girmemekle birlikte tek far olması yaramazlığından idi  Ali’nin .  ilkokulda korsan lisede ise tek far lakabı takılmıştı.

Sabahın köründe akbiline basar  askerde nişan alamamanın verdiği bastırılan duygu ile ile vizöre daha fazla bakıp mutsuz insanların portrelerini çekme hayali ile moda yolunu hedef belirlerdi.

Esas oğlan Hasan ile her sabah  buluşması hararetli bir açlıktan sonra olurdu . Hasan’ın paspas yapışı ve Ali’nin dükkana girişi hep aynı zamana denk gelmekteydi.

Ali ’nin almış olduğu  açmanın parasını ödemesi aileden gelme sağlam duruşunun  göstergesiydi. Hasan’ın hayatındaki pastalarından sonra en iyi iki arkadaşından biri idi  Ali.

Az ve bilinçli konuşur, kalan  tek gözünün normal insanların gözünden daha güçlü görmesiyle dükkanın  tüm eksik yerlerini söyler yol  gösterirdi Hasan’a.

Hasan’ın  hep aynı çizgide giden statik hayatına göre Ali’nin hayatı çok daha renkli , heyecanlı ve hareketliydi.

Hasan genelde dinlerdi,  biri ona çok iyi bildiği pastalarının tarifini sormadığı sürece .

Dostlukları  hiç eskimedi ve bitmedi  …   Ta ki Hasan bitene kadar.

Esas oğlan Hasan’ın diğer arkadaşı ise pala Kamildi. Doğduğu köy gereği  daha sert mizacı olan pala ve göbekli bir kuru yemişçi idi . Deniz yerine liman olmayı tercih etmişti , herkesin hayalini yaşadığı eski İstanbul’un en güzel görünen çay bahçesinin yanına kurmuştu tezgahını .

Çınar ağacının altında yıllarca kaybolmayan ender insanlardandı. İki  kuşak büyütmüştü aynı ağacın altında  ta ki çerezler büyük marketlerin kasaların yanına koyulana dek.

Ekler pastasının içine konulan kremanın kıvamı neden olmuştu ; ilk tartışmalarına ve akabinde gerçekleşen dostluklarına ….

Pala, kabadayı vari , cüssesinin ve okuyamamış olmanın  vermiş olduğu gamsızlık ile girerdi bizim esas oğlanın dükkanına ve Hasan’ın bilmediği tüm konuları  ara ara çatlayan tok ses tonuyla anlatırdı kendisine.

Anlattığı tüm konular sokaklarda konuşulan ve herkesin çok iyi bildiğini savunduğu  konulardan farksız olamazdı elbette.  Futbol , Orta doğuda ki savaş, siyasi partilerin ve hükümetin yanlışları ….

Ben olsaydım diye başlayan cümleler…

Hasan’ın hayatı  bu güzel ve özel müşteriler  ve  şahsına münhasır iki insanla geçmekteydi.

Bir İngiliz bayanının  boğazda güneş görmüş  yüz ifadesi gibi mutlu ve huzurluydu.

Mutlu olduğundan mıdır bilinmez ; ama yıllar çok çabuk geçiyordu .Değişmeyen tek şey dükkanı  ve içindeki Hasan idi.

Ne olduysa  kişisel başarı kazanmak adına başarıyı  haber yapmak  için iki gazetecinin dükkanını  ziyaretiyle başladı. Hasan onları güzel pastaları ile karşıladı ve heyecanlarına ortak oldu. Dönem gereği yapmaması gereken tek şey olan içtenliği ile cevap verdi sorulara . Gazeteciler sordukça Hasan ayçiçeği misali açıldı , anlattı , paylaştı …

Birilerine bilmediği bir mevzuatın anlatma gücü ile paylaştı tüm bildiklerini , yaşadıklarını.

Sonra ne oldu peki  ?

Gazetenin ekinde gördü kendisini ,saygınlık kazanmışçasına en yakın iki arkadaşına anlattı olanları ve gösterdi müşterilerine duvara  astığı eki. Bizim Modalı Hasan pastacılar kralı gibi hissetti  bir  anlık

; ama sonra kendi oldu ve…

Uykusunu kaçırdığı yağmurlu bir İstanbul gecesinde  ilk defa  ürktü  camını açtığında kulaklarında hissettiği rüzgarın etkisiyle. Kanının damarlarında hızlı dolaştığını anladığında yüzü de aynı anda beyazlamıştı .

Ufacık ve dışa kapalı bir yerde  ufacık hayalleri olan bir adam iken büyük ’’ tüketim canavarları’’ Hasan’ın yerini bir şekilde bulacak ‘’ en meşhur pastanız neydi  sizin ?’’ Diye soru soracak o da buna  benzer hiç alışık olmadığı soruları cevaplamak zorunda kalacaktı.

’’Meşhur pastacı Hasan’ın ’’ yerinde  ana caddeye kadar  kuyruk olmaya başlamış , dükkana ilk giren  herkes  yanındakine gazetede çıkan fotoğrafı gösteriyor  ; ama kimse Hasan’ın sabah erkenden suladığı   ufacık cumbasındaki  Sardunyalarına dikkat etmiyordu .

Çok geçmeden  sabah ışığında tek başına elleri arkasında yürürken dükkanındaki gizem denilen o tılsımın kaybolduğunu  hissetmişti .

Şu dönemdeki  ön planda olmayı ve bir o kadar da para kazanmak isteyen bir çok erkeksel  iç güdüye karşın , eskisi gibi olmak hızlı bir şekilde ne yediğini bile bilmeyen sadece tüketen  ve  gözünün içine bakmadan giden  ‘’portföyü’’ yerine eski günlerini ,sohbet etmenin ne demek olduğunu bilen ve sadece yapmak için değil , keyif  almak için pastalarını tadan , müşterilerine derinden bir özlem duyuyordu.

Bu hissiyatın  verdiği  anlam beynini yoruyor ve pişmanlık duygusuna dalmasına neden oluyordu. Bu kadar popüler olmasına sebep kendisine kızıyordu.

Sardunyalarına artık daha dik gelen güneş bile mutlu etmiyordu onu, insanın kendisine kırgın olması duygusunu en yakın iki dostuna bile anlatamıyordu . Dükkanında idi ; ama ait değildi sanki buraya.

Sanki yıllarca bu dükkanın  hayalini kuran kendisi değilmiş gibi davranıyordu .

Tek mutlu ve huzurlu olduğu yer olan dükkanında artık bunalmıştı  anlam ifade etmeyen kalabalık insanlara hizmet etmek istemiyordu artık.

Yine yağmurlu bir moda burnu yürüyüşünde karar vermişti artık onlar gibi  kimliksiz olmamaya .

Kimilerine göre eller tutulur bir şey yoktu belki  ama onun için çok değer verdiği duygu kaybolup gitmişti artık  ; iskeleye inen merdivenin  yansıyan demirinden görmüştü bulanık yüzünü ve başkalaştığını .

Kendisi gibi yaşamayacaksa başkasına dönüşecekse ne anlamı vardı ki tutkuyla bağlanmanın .

Sabah ezanı okunuyordu iskelenin geçmiş  anılarını hayal ederken neler yaşanmıştı kim bilir ne ayrılıklar olmuştu burada diye düşünüverdi.

Aralık ayında olduğunu unutup  yürümeye devam ediyordu .Gölgesi önden gidiyordu birtakım olacakları ima edermişçesine . İçindeki ruh Hasan’ı ele geçirmişti artık . Çocuğunu büyüttüğü parka gitti ve pala ile olan sohpetlerini anımsadı .

Artık Pala’da yoktu  ; çünkü o da diğerleri  gibi olamamıştı değişime ayak uyduramamıştı .

Ali’nin durduğu  köşede ise köpekler  uyumak için mücadele ediyordu sabah ayazında.

Dükkanın paspası babasını getirdi aklına ,  babasının hediye edişini.  Dükkana girdi ve tahmin ettiği kadar  çok zor olmadı hiçbir şey.

Bu saatten sonra tek kıyamadığı mal varlığı  olan kırmızı sardunyasını dışarı  uzak bir yere koydu .

Sardunya gelecektekiler için kalmalıydı, birileri dönüp baktığında yaşanılanların hayalini kurmalıydı.

Çimen kokusu , fırtına ve tan vaktiyle aynı zamana denk  gelmişti. Zifiri karanlığın , kötülüklerin aydınlığa en yakın oluş zamanı misali yüzündeki  vakur gülümseme göründü, vitrin arkasındaki gümüş aynada . Son olarak siyah beyaz kareler içinde babasına omuz verdiği günler geldi aklına…

………….

Güneşin doğuşu ve insanların alevleri  fark edişi aynı zamana denk gelmişti. Alevler tüm sokağı sarmıştı , onu seven tüm halk sokağa girmeye çalışıyor ama polisin müdahalesi ile karşılaşıyordu.

Servis bekleyen tüm öğrenciler  Hasan’ın pastanesine  doğru  koşmaya başladı.  Moda’nın yaşlıları ise camlarda olup biteni anlamaya çalışıyordu.

Kalabalık sokağı aşmış yan sokaklara kadar uzamıştı tüm sevenleri endişeli gözlerle  alevler içinden Hasan’ın çıkmasını bekliyor ; fakat zaman olması gerekenden çok daha hızlı geçiyor ve Hasan hala gözükmüyordu. Sessiz bekleyiş son bulmuştu…

İnsanların çığlıkları  Aya Ekaterini ’den bile duyuluyordu. Bütün dünya durmuş sanki  yaşlısı genci ,papazı hocası herkes Hasan için  dua ediyordu.  Öğleden sonra tüm alevler söndürüldüğünde geriye kalan tek şey Hasan’ın kırmızı sardunyasıydı . Onu da gün görmüş müşterisi şarapçı Arif  aldı kolların altına ve hiç beklemeden uzaklaştı , bulut oldu.

Öğleden sonra alevler sönmüş felaket görüntü ortaya çıkmıştı . Tüm halk umudu kesmiş Hasan’ın cansız bedenini bekliyordu.

…….

Ne Hasan ne de cansız bedeni  hiç bulunamadı  ;  olsa ne fark ederdi  ki  zaten , ruhu orada olmadıkça.

………………………………………………

Şahsına münhasır bu yerde yıllar toz bulutu oldu vurdu geçti kül bile bırakmadı arkasında.

Eski eşyalar eski dükkanlar eski ruhlar …

Eşyaların dili olsa neler anlatır diye düşündünüz mü hiç ?

Ne anılar, ne hikayeler ; ne hatıralar, ne pişmanlıklar …

Eski bir fotoğrafa bakarken arka taraflarda bir yerlerde saklanan  bir saat kaç neslin anılarına şahit olmuştur sizce.

Kaç kere dönmüştür konuşulanların , yaşanılanların etrafında .

Eskiye bağlı olmak , hissetmek , kafanı  yorarak o günlere gitmek , hüzünlenmek belki de yaşatmak.

İşte bu ve benzer duyguları yaşayan bir yer keşfettim . Anneannemin mutfağı gibi bir yer.

moda meyhanesi (2)

Tabakları, bardakları, masa örtüsü,  çalan müzik eşliğinde aldı götürdü beni o eski ve özel günlere…

Benzemez kimse sana…

Hiç planda programda olmadan, hem de bir gün önce Madam Despina gibi özel bir yerden sonra vardık bu şahsına münhasır yere .

Yıllar önce Moda  Koço’da meyhane  kültürü vardı . Yıllar geçti; bu kültür göç alan insanlarla uçtu gitti, adı kaldı yerin.

Farklı, lezzetli , gerçek anlamda işinin ehli insanların açabileceği bir meyhaneye ihtiyacı vardı Moda’nın.

moda meyhanesi (7)

Diğerlerinden farklı olması,  Yedi kule Safa gibi, meyhane gibi meyhaneye ihtiyaç vardı Modamın.

Her defasında önünden geçerken kibar bir şekilde çalan müzik ve kulüp rakısının baskın anason kokusu davet eder oldu.

Hep orada kalmıştım ;ama hiç dahil olamamıştım kendilerine.

Lakin bu sefer oldu … Hamibim ! ile birlikte akşam üstü rakısı için gömüldük Moda yoluna Moda Meyhanesine

Bir yer bu kadar mı sıcak olur arkadaş ilgilenen genç arkadaş bu kadar mı içten, dost canlısı olur.

moda meyhanesi fotoları (2)

Mezeleri görmem lazım dedim; vurdum kapıya,  attığım bozukluğu barmene bir Kulüp  dedim :)

Latife etmek bir yana, girip baktım içeri çok kibar bir dolap, içerisinde minicik konulmuş orjinal  mezeler.

Vardır  ya  bir yere gidersiniz şunu mutlaka yemelisiniz bunu buradan içmelisiniz falan filan burada böyle bir şey yok.

Dolaptaki her meze birbirinden orjinal ve abartısız olması gerektiği gibi rakı mezesi. Akabinde bir ciğer geldi tanrım sana geliyorum dedim. Edirne imiş, yaprak imiş, Arnavut imiş  bu başka bir şeydi ey hedonist muhterem…

Dere otu ve halis tereyağ ile gelen Moda meyhanesindeki  bir ciğer, güveçte gelen karidesi döver arkadaş.

Ben bunu yaşadım. Dedim ki bir parça kimyon alabilir miyim, bir bakışı yetti çöktüm devam ettim .

moda meyhesei foto

Nasıl egeli zeytin yağına eklediğimiz kekik ve bibere karşıysa Moda meyhanesi de kendi yaptığı ciğerde kimyona karşı.

Tıpkı Kadıköy çarşısının  Avm ‘ye olması gibi . Nefret ile karşı.

Derim ya ayrıntılar … Ah şu ayrıntılar…

Masaya beyaz leblebi gelmesi ne güzel bir ayrıntıdır be dost insan kadehimi sana kaldırıyorum Moda meyhanesinin sahibi.

Gelelim diğer ayrıntılara. Eski babalar sakatat ile içermiş bu mereti .Yakaladınız dimi…

Moda meyhanesinde istediğiniz sakatatın tadına afiyetle bakabilirsiniz. Beyin çok hoş gözüküyordu benden söylemesi.

Karafta gelen kulüp rakısı ve eski tarz kadehlerin gelmesi keyfinize dem vurabilir. Masa örtüleri, gaz lambaları  ise cabası.

Kadıköy civarındaysanız birde vakit  kerahet vakti ise Moda meyhanesinde kimseler gelmeden bir köşe kapın, verin kulağınızı Müzeyyen ablaya , Zeki Müren’e …

Kibarca vurun kadehi ve dalın gidin yaz rüzgarına…

…………..

Hikaye veya  gerçek, belki de  gerçek veya hikaye olmuştur …

Belki de hepsinden biraz vardır, yani hayatımız hikayedir…

 

Ek olarak,

Eski model arabalar tedavülden kaldırılıyor da  zevksiz yeni vapurlar neden kaldırılmıyor, oyuna yeni giren yedek misali.

Manzarası olan her yer, neden hep askeriyenin veya birilerinin…Beşiktaş iskelesinin komşusu gibi olmasın, Haydarpaşa bizimle  kalsın.

 

Moda Meyhanesi Mezeleri

Dil söğüş, uykuluk, dövme hıyar, muhammara, kokoreç, yürek, tatar, beyin, kuru domates, babagannuş, kırma zeytin, ot kavurma, kuru patlıcan dolma, peynir köfte, girit ezme, ekşi yoğurt.

Moda Meyhanesi Adresi

Moda Caddesi 82/B Kadıköy, Istanbul

Moda Meyhanesi İletişim

0216 337 02 58 www.modameyhanesi.com

 

moda meyhanesi menü

 

 

moda meyhanesi (1) moda meyhanesi (2) moda meyhanesi (3) moda meyhanesi (4) moda meyhanesi (5) moda meyhanesi (6) moda meyhanesi (7)

 

 

 

 

 

 

 


Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

0
Oben

Hedonist / Çevre Dostu / Özel bir şirkette Ürün Müdürü / Spor Sever / Doğa Sever / Müzik Sever / Rakı Balık Sever / The Hedon'u Ailecek Takip Eden Harmoniac / Ateş Seven / Hikaye Yazmayı Seven Sıradan Biri

2 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir Format Seç
Oylama
Neyin daha çok tercih edildiğini bulmak için yapılan oylamalar, anketler
Hikaye
Video, gif ve resimler eklenerek zenginleştirilebilen metin
Liste
Bildiğimiz, sevdiğimiz internet listeleri
Açık Liste
Submit your own item and vote up for the best submission
Caps
İstediğiniz resmi yükleyip üzerine yazı yazarak caps oluşturabilirsiniz
Video
Youtube, Vimeo veya Vine'dan videolar paylaş
Ses
Soundcloud ve Mixcloud'tan şarkılar paylaş
Resim
Resim yada GIF
Gif
GIF format