Velespitini bi tur versene!..


0

DSC_0235

Fotoğrafları aşağıdaki yazısıyla şenlendiren Umut Aydın’a teşekkürlerimizle… 

Aylar akıyor… Yağmurların son demindeyiz… Belki de tek damla dahi düşmeyecek bundan sonra… Ne gam… diyemiyoruz elbette. Moda tabirle yağmur candır.

Diğer yandan mevsimdeki bu değişim bir başka olayın, durumun, adına ne dersek onun gelişinin habercisi. Bisiklet sezonu açıldı, büyük turlar akmaya başladı.

Paris-Nice, Milan-San Remo, Paris-Roubaix, Castilla, Fleche Wallonne gibi klasikleri bir yana bırakırsak tur sezonu açılmış durumda. Fazlasıyla Avrupa merkezli bir bakış olduğunun farkındayım. Bu yazının da öylesi bir kusuru olsun. Söz konusu bisiklet olunca nedense bazı şeyleri görmezden gelme durumu ağır basıyor benim için. Belki de iki tekerin cazibesinin hayattaki birçok şeyi gölgede bırakıyor olmasındandır.

DSC_0252Sadede gelirsek, mevsim değişti, teker dönmeye başladı, iyi de oldu. Ve bu arada yıllık takvimde kendine bir haftalık boşluk bulabilen Türkiye turu da gelip geçmiş oldu. Alanya-Alanya etabıyla 21 Nisan’da başlayan ve 8. etabı İstanbul’da koşulan Türkiye turunda turkuaz mayoyu bu yıl Konya Torku Şekerspor’dan Mustafa Sayar kazandı ve bir ilke imza attı. Hatırlanacağı gibi geçtiğimiz yıl da aynı mayoyu yine aynı takımdan Bulgar Ivalyo Gabrovski kazanmış, ancak doping nedeniyle unvanı elinden alınmıştı. Dileyelim bu yıl böylesi bir gelişme yaşanmasın sözü her ne kadar Sayar’a haksızlık olsa da Lance Armstrong mevzusundan sonra maalesef bu cümleler dilimizin ucuna gelmeden olmuyor. Lance, samimi bisiklet tutkunlarını öyle ya da böyle hayal kırıklığına uğratmış oldu.

Doping mevzusu Lance ile birlikte gündemimize girmedi elbette. Öncesinde de oldu, bundan sonra da olacak. Diğer spor dallarıyla karşılaştırıldığında bisikletin daha “temiz” olduğu söylenebilir, ama her şeyden “ari” olduğunu söylemek de çok mümkün değil. Giro, LeTour, Vuelta diye sayıp gideceğimiz büyük turların neredeyse tamamı endüstrileşmiş, sponsorların egemenliği öne çıkmış ve oyunun ruhuna uymayan uygulamalar almış başını gidiyor. Klasikler bir ölçüde hala saflığını koruyabiliyor, ancak büyük turların üzerine bir bardak soğuk su içmenin vakti geldi gibi.

DSC_0323Eski bir Çin atasözü ne der? “Kriz, Çincede fırsat anlamına gelir” arsızlığından söz etmiyorum elbette. Şöyle bir şeydi: “Mahalledeki tüm köpeklerin aynı anda havlaması asla tesadüf değildir.” Ya da daha sarih olarak söyleyelim; bahis, rant olaya bulaşmışsa o işten pek hayır beklememek gerekir.

Bu karanlığa karşı bir başka söz tırmalıyor kulağımı; ata eyeri ile değer biçme. Üstündekilerin arsızlığını, ayarsızlığını bir kenara bırak ve oyunun ruhuna odaklan. Rüzgar yoksa dalga da yoktur diyerek fırtına çıkartmaya heveslenelim.

Heveslenelim de farkındaysanız bir türlü Türkiye turuna gelemiyorum. 8 gün süren, kendi içinde zaman zaman epik görüntüler de açığa çıkartan, özellikle dağlık etapların yapısı itibariyle emsalleriyle boy ölçüşebilecek bir seviyeyi gösteren tur kaç kişinin ilgisine mazhar oldu? “Arabasıyla aşk yaşayanların” memleketinde bisikletin değeri nedir ki? İnsanların balkonlarında ya da depolarında yollardakinden daha fazla bisiklet yatıyorsa, “show business” değeri yeterli görünmeyen iki tekerin geleceğinden ne kadar söz edebiliriz? Etaplara ilgisizlik, yolların hali, İstanbul finalinde sponsor bayraklarından dolayı finişi bile görememek, sahilde piknik yapıp da yanı başından geçen bisikletçilere göz ucuyla dahi bakmamak nasıl açıklanabilir? Durum buyken lisanslı sporcu sayısının azlığından, bir tane bile aktif velodrom olmamasından şikayet edebilir miyiz?

DSC_0309Avrupa merkezci olmayalım dedik de Paris, Londra gibi şehirlerde bisiklet yollarının uzunluğu onbinlerce km’yi buluyor. “Dünya şehrimiz” İstanbul’da 2007 yılından bu yana 1.004 km bisiklet yolu projelendirilmiş olmasına karşın, sadece rekreasyon alanlarında 50 km’lik bisiklet yolu yapılmış. Paris Belediyesi 20.000, Londra Belediyesi 80.000 adet kiralık bisikleti 1 Euro ücretle yollara sürmüş, biz hala 50-60 adetlerden bahsediyoruz.

Bununla da yetinmeyip EuroVelo, Avrupa Bisiklet Yolu Ağı diye bir proje geliştirmiş durumdalar. 12 ayrı uzun yol rotası olacak ve Avrupa içinde bisiklet ile seyahat etme imkanı sağlayacak. Toplam 60.000 km’lik ağın 44.000 kilometresi tamamlanmış durumda. Bunun için standart bile geliştirmişler:

  • Yol eğimi %6’nın üzerine çıkmamalı.
  • İki bisikletin geçebileceği kadar geniş olmalı.
  • Ortalama gün başına bin motorlu taşıttan daha fazla motorlu taşıt geçmemeli.
  • Yolun %80’i kapalı olmalı.
  • 365 gün boyunca açık olmalı, 30 kilometrede bir servis, 50 kilometrede bir konaklama, 150 kilometrede bir “toplu taşıma” imkânı olmalı.

DSC_0316Biz de ise işler tam tersine ilerliyor. Geçtiğimiz yıl Aralık ayında Bağdat Caddesi’nde bisiklet yolu çalışmaları başladığında bisiklet sevdalıları epey şaşırmıştı. Neyse ki şaşkınlığımız uzun sürmedi. Yolu ayırmak için 13 Aralık’ta yerleştirilen duba ve reflektörler üstünden 24 saat geçmeden söküldü ve yol araçlara iade edildi. Neyse ki öyle oldu da dengemiz bozulmadı, nerede yaşadığımızı bir kez daha idrak ettik!

Diyeceğim odur ki; bizim buralarda bisiklet kimileri için salt bir ticari maldır. Kimileri için arabaların özgürlüğünü sınırlayan salt bir engeldir. Kimileri için boş yere katlanılan bir yorgunluktur.

Ama neyse ki hala “aklın yolu”nu tercih etmeyen, kendine işkence etmekten vazgeçmeyen insanlar var. Evet, bisiklet bir yönüyle böylesi bir azaptır. Lance Armstrong, “It is not about the bike” (Bisiklet Hakkında Değildir) isimli otobiyografisinde Fransa Turu’nu “amaçsız ıstırabın çekildiği bir yarışma” olarak adlandırır. Bir başka pedal fenomeni İngiliz David Millar ise yaptığı işi sado-mazoşizm olarak tanımlar. Gerçekten de öyledir.

DSC_0239Düşünsenize arabanın koltuğuna oturup sefa sürmek varken, bir elinde sigara, yüksek volümlü müzik eşliğinde etrafı süzmek varken, dikiz aynasından kestiğin bisikletçileri sıkıştırmak, kapıyı açıp uçmalarını sağlamak ve ardından kahkahayı patlatmak varken kendimizi yormayı, arsızca hayal kurmayı tercih ediyoruz.

Önümüzdekinin rüzgarına girmek, ardımızdan geleni çekmek, kapıştığımızda teker farkıyla galip gelmek, kaçış grubundan birinin kazanmasını umut etmek, kazaların ardından pelotonun etabı nötralize etmesini, geride kalanları beklemesini seyreylemek, güneş altında suluğu kafesten çekip durmaksızın tempo yapmak bize çekici geliyor, bizim de arızamız bu! İyi ki de!

Arızalıyız ya; bazen sorarız Pablo Neruda gibi, “nasıl oldu da terk edilmiş bisiklet / kazandı özgürlüğünü?” Bazen hüzünleniriz Cemal Süreya’nın inceliğinde; “ama zariftirler de bir bisiklet kazasında ölmeyi akıl edecek kadar”…

DSC_0231Sevgili Aydan Çelik’in söylediği gibi “bisikletin selesine oturan insan dünyayı olduğu gibi değil, olmasını istediği gibi görür.” Bizi ayakta tutan da işte bu umuttur. Ve hala diyoruz ki; varmaktan öte yola çıkmaktır aslolan. Güzel ve çekici olan yolun kendisidir. Ve o yolu nasıl katettiğin…

Bu yüzden herkes uzay mekiklerine atlayıp dilediği gezegene gidebilir. Biz güneşe doğru yol alalım. Eski bir velespitle… Sepetimizde iflah olmaz bir umut ve düşlerimizle… Ah, unutmadan; akşam serinliğinde yola çıkalım…

Ne Dinlemeli?

Ne isterseniz tabii ki, bunu da ben söyleyecek değilim ya! Ama siz siz olun, müziğin sesini fazla açmayın ki motor gürültülerini duyabilesiniz.

Dayanamayacağım, bir tane önereceğim. Queen’den “Bicycle Race” şarkısını kulak dolusu dinleyiniz.

Ne Okumalı?

Bu konuda çok net bir önerim var işte. Bu ülkede bisiklet ve tutku dendiğinde akla gelmesi gereken ilk isim sevgili Aydan Çelik’tir bence. Aydan Çelik’in bisiklet üzerine yazı ve çizimlerini topladığı “Bi Tur Versene” kitabını hararetle tavsiye ederim. İştahla ve hızlıca yalayıp yutunuz lütfen. Okumayı değil de yaşamayı tercih ederim tembelliğinde iseniz, en azından o kitaptan alınmış aşağıdaki manifestoya bir göz atınız…

BI-TUR-VERSENE-BISIKLET-YAZILARI-AYDAN-CELIK__68645628_0Manifesto: Bisiklet nedir?

Eşitliktir: Bazen o sizi taşır, bazen siz onu.

Özgürlüktür: Ferman padişahın, dağlar bizimdir.

Kardeşliktir: Bir ağaç gibi tek ve hür öte yandan.

Tevazudur: Estağfurullah beri yandan.

Çocukluktur: Hayatla izdivacın balayı günlerinden.

Aylaklıktır: Akreple yelkovana nispet.

Sükûnettir: Ne der filozof; gürültü, zekâyla ters orantılıdır.

İdraktir: Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık.

Rüyadır: Üç yaşında başlar, hayat boyu sürer.

Hayal gücüdür: Durduğunda devrilir.

Dengedir: Statükoyla alakasız.

Şeytan arabasıdır: İtaat mi, o da kim?

Aşktır: Her bahar sırtınızı ürpertir.

Libidodur: Düz duvarlar sizindir.

Bahardır: Papatyalarla aynı nebatattan.

Yazdır: Yaz yaz bitmez bir metnin iki noktası.

Kıştır: Her mevsim Vivaldi.

Kendisidir: Doğan görünümlü Şahin değil.

Devrimdir: Gerçekçi olur imkânsızı ister.

Ütopyadır: Ayaklar hep havada.

Kırmızıdır: Hayali cihan değer, hele bir ihtimal iken.

Muhaliftir: İktidara müdanasız.

Mesttir: Ömer Hayyam’ın üzüm suyundan.

Bir lokma bir hırkadır: Derviş soyundan.

Şehrazat’tır Bağdat’ta: Binbir geceden süzülür.

Kerameti kendinden menkuldür: Bir bilen bilir, bir de binen.

Bi tur versenedir: Boş arsaların ranta yenik düşmediği zamanlardan.

Aşüftedir: Yoldan çıkartır.

Mor Külhanidir: Kendi kendine çalan bir davul zurna.

Rosinante’dir: Don Kişot’un altında olsaydı değirmenler bizimdi.

Rüzgârgülüdür: Kır evinin verandasında.

Yelken, balık, dümen, su: Hepsi birdendir.

İsyandır: Bush’u iki kere dehledi üzerinden.

Şarabi eşkıyadır: Şan verir ortalığa her bahar.

Köroğlu’dur: Otomobil icat olur, mertlik bozulur.

Tek kişilik karnavaldır: Dünyanın sokaklarından.

Müslüman mahallesinde salyangozdur: Eyvallahı yoktur aleme.

Kel-alakadır: Bütün bağlamlardan muaf.










Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

0
Eda

One Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Umut Aydın, Fransa Turu’nun başladığı bugünlerde yazınızı okumak ayrı bir keyif oldu. Aydan Çelik’in kitabını ise “nasıl atlamışım?” demek istiyorum. Teşekkürler.

Bir Format Seç
Oylama
Neyin daha çok tercih edildiğini bulmak için yapılan oylamalar, anketler
Hikaye
Video, gif ve resimler eklenerek zenginleştirilebilen metin
Liste
Bildiğimiz, sevdiğimiz internet listeleri
Açık Liste
Submit your own item and vote up for the best submission
Caps
İstediğiniz resmi yükleyip üzerine yazı yazarak caps oluşturabilirsiniz
Video
Youtube, Vimeo veya Vine'dan videolar paylaş
Ses
Soundcloud ve Mixcloud'tan şarkılar paylaş
Resim
Resim yada GIF
Gif
GIF format