Gölge Oyunu :Fr. Marionette ve Fantocciniler


0

Kukla ; Tek aktörlü, üç boyutlu, taklit ve söze, karşılıklı konuşmaya dayalı geleneksel seyirlik oyun olmak ile birlikte insanların kontrol etme arzusunun ortaya çıkarttığı bir sonuçtur . Cümlesi kukla’nın neden etkin bir oyun  olduğunu  veya olması gerektiğini gösteriyor bize.

 

 

 

Öncelikle Bu sanat 16 yy da insanların eğitiminde, edebiyatta, psikolojide kullanıımış. Hatta Bir dönem politik amaçlı bile  kullanılmış.

 Eski Romalılarda da kukla oyunları yapıldığı yazılı vesikalarda varmış.

Eski Mısır’daki bir çok çocuk mezarlarında bulunan ve milattan üç dört bin sene evvellerine ait olan ağaç veya fildişinden yapılmış bebekler bize  kuklanın çok daha eski çağlardan beri olduğunu gösteriyor esasında.

Bildiğiniz gibi  Mısır’lılar ölümden sonra yaşamın olduğuna  inandıkları için mezarlarına bebeklerini de koyarlarmış.

 Yine Mısır kabartmalarından birinde kukla oynatan bir kuklacının resmi görülmüştür ki bu da kukla oyunlarının ne kadar eski olduğunu antalmaktadır bizlere .

Eski Yunanistan’da da pişmiş topraktan yapılmış bebekler bulunmuştur. Tiyatroya meraklı olan Yunanlılar hususi küçük sahneler kurarak kuklalarla temsiller verirlermiş . Büyük tiyatroların orta yerine konulan eğreti sahnelerde oynatılan bu kuklaları binlerce halkın görebilmesi için insan büyüklüğünde yaparlarmış.  Sahnenin önünde duran bir adam da ağzına tuttuğu bir boru ile bu kuklaların sözylemesi lazım gelen sözleri yüksek sesle söylermiş.

Kafanızda sahneyi kurduğunuzda komik bir görüntü çıktı ortaya dimi:)

Bu tiyatrolarda umumiyetle zamanın filozofları, siyasi ricali, muharrirleri ve şairleri taklid edilir ve onlarla alay edilerek halkı eğlendirirlermiş.

Nasıl ama .. kaç yy sonrasında bizim karikatür dergilerimiz mualefet yaptı diye mahkemeye veriliyor!!!

Seyyar kukla oynatıcıları da  şehir şehir dolaşarak hemen kuruverdikleri küçük sahneciklerde kukla oynatarak halkı ve çocukları eğlendirirlermiş

 Eğlenceli bir şey değilmi sizce de ? Bekliyorsunuz ki mahalleye  bugün kuklacı gelecek ..

Fakat o devirlerde zamanla  sihirbazlığın uğradığı takibat ve cezadan dolayı, bunların bir şeytan işi olduğuna itikad edilerek öldürülmekten korkan bu seyyar kukla oynatıcılar oynattıkları kuklaların mekanizmasını ve iplerini aynı zamanda halka göstermek suretiyle tehlikeden âzade olmaya çalışırlarmış . Sonrada kelle korkusundan şatolara ve saraylara da giderek orada temsillerine devam ederlermiş .

 Otorite baskısı diyelim :)

15 . yeniden doğuş anlamına gelen Rönesasns dönemi ile birlikte özellikle İtalya’da meydanlarda kukla tiyatroları kurulurmuş. Kuklacılar hemen dört direk dikerek üstüne bir kırmızı bez gerer ve içine girip etrafa toplanan halka ve çocuklara gülünçlü piyesler oynatırlarmış.

İtalya’da bilinen ilk  meşhur kukla Polliçinello ‘ miş. Bu şahsiyet karakter itibariyle bizdeki Karagöz’ün mukabili imiş. Başında beyaz bir külah, sırtında gömlekle çıkar, uzun burunlu ve tuhaf simalı olup hareket ve sözleriyle herkesi güldürürmüş.

 Alt taraftan bunun gömleği içine el sokulup tutularak ve parmaklarla kolları ve başı hareket ettirilerek oynatılan bu kuklaların belden aşağı kısımları görülmezdi ki bu nevi kuklalara el kuklası ( Marionette) deniyormuş.

Bu kukla çeşidi  İyi hesaplanması ipli kukla yapımının temelini oluşturur.

Zamanla el kuklalarında gösterilemeyen belden aşağı kısımları göstermek çaresi bulunmuş ve  İpli kukla dediğimiz Fantocciniler yaygınlaşmış  ve bu şekilde Kukla oyun sanatlaşmaya başlamış.

Rasgelen yere sahnesini kurarak kukla oynatanlar ancak oyun sonunda para toplamak suretiyle para kazanırlarmış.

 İtalya’nın büyük şehirlerindeki tiyatrolara zarar vermemek için bir zamanlar açıkta kukla oynatılması yasak edilmiş ve kapalı yerlerde de ancak güneş batıncaya kadar oynayabilmeleri serbest bırakılmıştı.

Enteresesan dimi sabahtan kukla akşam ise tiyatro ohh ne güzzel hayat :)

 Kendi tarihimizde ise ; Profesyonel bir kukla tiyatrosu olduğuna dair bir bilgiye rastlanmasa da, bağımsız kukla oyunlarına çeşitli eğlencelerde çokca yer verildiği anlaşılıyor.

Gölge oyunu ve ipli kukladan ayrı olarak el kuklasının da tarihimizde yeri vardır ki en bilinen karakter de İbiş’tir.

Gölge oyunu ve ipli kuklalarda da hepimizin bildiği gibi Karagöz ve Hacivat en iyi örnektir.

Konu açıldıkça yazma gereği duyduğumdan Karagöz ve Hacivat  ile ilgili  bilmeyenler için çok kısa ve hazin bir bilgi daha vermek isterim.

Rivayete göre Hacivat ve Karagöz, Orhan Gazi devrinde yaşamış cami yapımında çalışan iki işçidir. Kendileri çalışmadıkları gibi diğer işçilerin de çalışmasını engellemektedirler. Orhan Gazi’nin, “cami vaktinde bitmezse kelleni alırım” dediği cami mimarı, caminin vaktinde bitmemesine Karagöz ve Hacivat’ı şikayet eder. Bunun üzerine bu ikili başları kesilerek idam edilir. Karagöz ve Hacivat’ı çok seven ve ölümlerine çok üzülen Şeyh Küşteri, ölümlerinin ardından kuklalarını yaparak perde arkasından oynatmaya başlar. Bu sayede Hacivat ve Karagöz tanınır.

Hazin bir hikaye dimi ..

Yıllar sonra nasıl olur bilmiyorum ;ama  şu andaki kukla bilgisi  Ortaçağ zamanından bile daha vahim durumda.

Çünkü  ; Kukla kültürü 21.yy da yok artık maalesef .  Bu nedenler çok nadir yapılan festivallerde bile  katılım sayısı çok düşük.

 

 


Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

0
Oben

Hedonist / Çevre Dostu / Özel bir şirkette Ürün Müdürü / Spor Sever / Doğa Sever / Müzik Sever / Rakı Balık Sever / The Hedon'u Ailecek Takip Eden Harmoniac / Ateş Seven / Hikaye Yazmayı Seven Sıradan Biri

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir Format Seç
Oylama
Neyin daha çok tercih edildiğini bulmak için yapılan oylamalar, anketler
Hikaye
Video, gif ve resimler eklenerek zenginleştirilebilen metin
Liste
Bildiğimiz, sevdiğimiz internet listeleri
Açık Liste
Submit your own item and vote up for the best submission
Caps
İstediğiniz resmi yükleyip üzerine yazı yazarak caps oluşturabilirsiniz
Video
Youtube, Vimeo veya Vine'dan videolar paylaş
Ses
Soundcloud ve Mixcloud'tan şarkılar paylaş
Resim
Resim yada GIF
Gif
GIF format